Bize Sorabilirsiniz
Aday Öğrenciler

YDÜ Mersinde

ÜÇLEMLEME’NİN DOĞUŞU : YAKIN DOĞU MERSİN’DE

Yakın Doğu Üniversitesi’nin ‘ünlü üçlemlemesi’, eğitim hayatı boyutunda, âdeta bir ‘nehir roman’ imgesine sahiptir dense, bunun, Yakın Doğu’luya göre, mübalağalı kaçmayacağını söyleyebiliriz.

Hayatın akışında en dolu dolu yaşanan günlerin heyecanı içerisinde o günlerin bir başka olduğu bir nebze hissedilse de, yine de, yüreklerin telâşı ile zihinlerin hoşnutluğu birbirine karışır, insan kendisini bir sinema filminin oyuncusu gibi görür.

Rektör (ve sonra Kurucu Rektör) Dr. Suat İrfan GÜNSEL’in her defasında, herhâlde 24 saat içerisinde; fikri ortaya koyarak, seyahat hazırlıklarını tamamlatarak ve Yakın Doğuluların zâten mevcut olan dinamizmini doruğa çıkartarak seferber etmesi üçlemleme’nin hayata geçmesinin önderlik öyküsüdür.

Türkiye Cumhuriyeti’mizin, Kıbrıs Türk Halkı’na ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’ine tarihe malolmuş onca özverili beşerî, maddî-manevî büyük yardımlarına rağmen kimi erk sahipleri tarafından sahnelenen Yakın Doğu Üniversitesi’nin, ve aslında arka ve genel planda, Kıbrıs Türk Halkı’nın eli-kolunu eğitim platformunda (da) bağlama girişimi olarak ortaya çıkan hukuk-dışı ve benmerkezli tavırlarına cevap(lar) dır üçlemleme’miz.

Sözünü ettiklerimiz dışında yüzlerce yazışma, onlarca protesto, sayısız hukukî çözüm ısrarı, ve yine çok sayıda sonuçsuz toplantı; hepsinde baskı var... dosyalarda hâlen, sıçrayarak açılmayı bekleyen .

Bugünlerin anlayışlı tasarrufları, dün’ü dosyalarda tutmak için kâfi gelebiliyor.

Ne var ki, en ‘heyecanlı’ günler, kendilerini bağımsız kılarak yazıya döküldüler.

30 Ocak 2002; “YDÜ, YÖK’ü, ATATÜRK’e şikâyet etti.”

19 Şubat 2002: “YAKIN DOĞU’nun ONUR GÜNÜ.”

(Bu ‘gün’lerin öyküleri ‘web’de yer aldı; lûtfen bakınız.)

Bu satırların konusu, 22 Eylül 1997, diğer adıyla üçlemleme’nin ilk’i.

21 Eylül -22 Eylül, Anadolu’ya, temsilî olarak da, o günlerde gündeme gelen Mersin’e doğru hazırlık, deniz yolculuğu ve Mersin Üniversitesi ortamında YÖK Başkanı ve yönetimini protesto.

Yakın Doğu Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’nin techizâtı kadar taşıdığı anılar ile de yüklü gemisi Near East TEAL’i, adıyla dâim kılınmış, 47 metrelik 546 grostonluk eğitim gemisi, ‘Yeşil Başlı Ördek’i...

Geminin yolcuları Yakın Doğu öğretim üyeleri. Enikonu deniz var Akdeniz’de;
sabah ise çok erkenden hazır öğreticiler pek dirençli, pek şık, görevlerine pek yakışıyorlar.

Mersin’e, Yakın Doğulular, Güney’den ‘Anadolu’ya giriş’ diye baktılar... Baskı ve hukuksuzluklara karşı direnç, çok önceden beri kinetik enerjiye dönüşmek üzereydi. Mersin Üniversitesi’nin de baskı görmesi üzerine, tahmin etmek zor olmasa gerek, Suat İrfan Günsel’in, ânî kararı ile, ve tabiî onun önderliğinde Mersin’e varış.

Mersin’de gün boyu olup bitenlere çok geniş çaplı da olsa, sonuçta ne de olsa bir protesto diye bakılmamalıdır. Gerçekten de, Mersin günü, günleri; YÖK Başkanlığı ve Yönetiminde icraî neticesini bulan hukuksuzluğa karşı bir direnme idi ama; o günlerde yapılan konuşmalar, hukuk mantık ve örgüsü ile beslenen fevkalâde söylemlerle bezenmişti.

Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü, Rektör Yardımcı ve öğretim üyeleri ile Mersin Üniversitesi Rektörlüğü yöneticileri ile çok değerli öğretim üyelerinin birbiri ardına yaptığı konuşmalar, saatler boyu, bir sosyal etüdler şöleni; Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tarihsel bütünlüğü üzerine bilimsel temalar resm-i geçidi oldu. Şüphesiz, bu arada, o ma’lûm baskılara karşı çoğu ânında gelişen hicivler, taşlamalar da unutulur gibi değildir.

Mersin günleri ve özellikle 22 Eylül 1997 gününün en kalıcı yansımalarının fotoğraflar olduğu görülmektedir. O fotoğraflara süreci kavrayan gözlerle bakıldığında, günün ruh hâlini de bütün renkleriyle izlemek mümkün oluyor diyebiliriz.
------ . ------
Gazetelere taşınanlardan bir örnek:
«K.K.T.C. Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Dr. Suat Günsel ve beraberindeki öğretim üyeleri dün Atatürk Anıtı’na çelenk koydu…Günsel, burada yaptığı açıklamada, YÖK ile Mersin Üniversitesi arasındaki tartışmalarla aslında üniversite câmiasındaki yaranın deşildiğini söyledi. Mersin Üniversitesi Rektörü de, antidemokratik üniversiter sistemin çarpıklıkları üzerinde durdu….»

(30 Ocak) «Yakın Doğu, Ankara’da Hak Aradı» ve (19 Şubat 2002) «Yakın Doğu’nun Onur Günü» doruklarının öncesinde, yaklaşık beş yıl öncesindeki, gem vurulmaya karşı çıkışın kamuoyuna dönüşmesi sürecinin ilk aşaması, kısaca, pek kısaca böyledir ve esas olarak 22 Eylül gününe odaklanır.

Son bir panaromik görüntü ile –şimdilik, bu kadarıyla– son verelim.

Anadolu-Mersin günlerinin herhâlde en unutulmaz ânlarından biri, hemen ilk ağızda yetmişin üzerindeki öğretim üyesinin gemiden inmesi ve pek çoğunun rengârenk yakalı fakat tabiî siyah cübbelerini savura savura âdeta koşar adım yürümesine rıhtımdaki fayton sürücülerinin hayretle açılmış biraz da ürkmüş gözlerle bakışları idi.

------ . ------

Büyük Kütüphane
Film İletişim