Haberler

Printer-friendly version

Kuzey Kıbrıs’ı Bükreş Üzerinden Avrupaya Bağladı

Dünyada çok az sayıda üniversitenin sahip olduğu süper bilgisayarları daha geniş akademik topluluğun kullanımına açmak amacıyla Avrupa Birliği’nin başlattığı EGEE, EUMED, Karadeniz-Net diye adlandırılan birçok projede YDÜ Inovasyon Merkezi de yerini aldı. YDÜ’de bulunan süper bilgisayarın dünya üniversiteler sıralamasında 12. sırada yer alması dolayısıyla, tüm dünyada akademisyenlerin kullanımına açılabilmesi için YDÜ de bu uluslararası otoyola dahil edilmişti.

EGEE, EUMED, Karadeniz-Net projeleri, 7. çerçeve programında yer alan akademik hızlı altyapıya ilişkin projelerdir. Projeleri Türkiye’de TÜBİTAK-ULAKBİM tarafından yürütülmekte ve EGEE çerçevesinde AB ülkeleri, EUMED çerçevesinde Akdeniz ile Kuzey Afrika ülkeleri ve Karadeniz-Net’le de Kafkas ülkeleri bir elektronik otoyolla birbirlerine bağlanmaktadır. Proje ile Hindistan’a dek tüm dünya akademik olarak çeşitli merkezler aracılığıyla birbirine bağlanmış oldu. Böylelikle ister Hindistan’da, ister Kafkaslarda, isterse Türkiye’de olsun yüksek performans gerektiren bir araştırma yapmak isteyen bir akademisyen, Kıbrıs’ta YDÜ’ye bağlanıp araştırmasını gerçekleştirebilecek.


Şekerin Zararları İrdelendi

Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından düzenlenen Bilimsel Sohbetler dizisi çerçevesinde dün YDÜ’de, “Şeker ve Diğer Tatlandırıcıların Yaşamımızdaki Yeri” konulu bir konferans verildi.

YDÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mine Yurttagül konferansında özetle şunları söyledi: “Doğal olarak tatlı olan besinlerimiz vardır. Meyvelerdeki fruktoz (meyve şekeri), sütteki laktoz (süt şekeri) ve baldaki glukoz ve fruktoz tatlı tadı veren maddelerdir. Besinlerimizi ve içeceklerimizi tatlandırmak için eklediğimiz tatlandırıcılar ise, şeker gibi enerji veren tatlandırıcılar, daha az enerji veren şeker alkolleri (polioller) ve enerji vermeyen yapay tatlandırıcılar olmak üzere üçe ayrılır. Her üç grup tatlandırıcının da aşırı kullanımı sağlık için zararlıdır. Şekerin olumsuz etkilerinden korunmak için şekerden sağlanan enerjinin günlük alınan enerjinin %10’nu aşmaması önerilmektedir. Fiziksel aktivite ve diyet ile enerji dengesi sağlanmış ve yeterli miktarda protein, vitamin ve mineral içeren diyette yer alan şekerin sağlık üzerine zararlı etkisi olmaz. Enerji vermeyen ve diş çürüklerine neden olmayan ve kan şekerini yükseltmeyen yapay tatlandırıcıların kullanımında ise dikkatli olmak, günlük alınabilecek miktarları aşmamak gerekmektedir. Şekerin yaklaşık yarısı kadar enerji veren şeker alkollerinin aşırı kullanımı ise diyare yol açar. Son 20-30 yıllık sürede kullanımı gittikçe artan yüksek fruktozlu mısır şurubu ile ilgili olarak, kan trigliserit düzeyini yükseltme ve diyabet komplikasyonlarını artırma gibi sağlık endişeleri bulunmaktadır.”


Kıbrıs ve Azeri Manileri Karşılaştırıldı

Yakın Doğu Üniversitesi’nin (YDÜ) kültürel etkinlikleri çerçevesinde dün, “Kıbrıs ve Azeri Manilerindeki Benzerlikler” konulu bir konferans düzenlendi. Konferans YDÜ Atatürk Eğitim Fakültesi öğetim üyesi Prof. Dr. Habib Derzinevesi tarafından Mavi Salon’da verildi.

Prof. Dr. Habib Derzinevesi konferansının başında, Kuzey Kıbrıs Türkleri ile Güney Azerbaycan Türkleri’nin gelenek-görenek ve milli değerlerinin birbirine çok benzediğini vurgulayarak: “Bu iki Türk Oğuz boyundan gelen kardeş halkın dini, dili, kültürü çok eski dönemlerden beri tek kültür çerçevesinde gelişmiştir” dedi.

Prof. Dr. Habib Derzinevesi konferansında özetle şunları söyledi: “Güney Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türkleri’nin folklorunda maniler önemli bir yer tutmaktadır. Kıbrıs Türk manileri ve Güney Azerbaycan bayatıları (manileri) arasında birçok benzerlik bulunmaktadır. Bayatı kelimesinin etimolojisinin çeşitli yorumları vardır. Bazı bilim adamları bayatının boyat (eski) sözünden alındığını, bazıları ise onun totemizmle ilgili olduğunu öne sürmektedirler. Azerbaycan Halk Bilimi araştırmacısı olan Selman Mumtaz da bayatı sözünün kökeninin, Oğuz Han’ın torununun adı ile bağlantılı olduğunu söylemektedir. Bayatı (Mani) form ve şekil özelliklerine göre şiir türlerinden ayrılmaktadır. Güney Azerbaycan bayatıları aynen Kıbrıs manileri gibi dört diziden ibaret yedişer heceli şiirlerdir. Bayatılarda birinci, ikinci ve dördüncü dizeler kafiyeli, üçüncü dize ise serbesttir. 1. ve 2. dizeler bayatılarda çok önemli sayılmaktadır. Kafiyesiz olan üçüncü mısra bayatının özüdür. Kıbrıs Türk toplumunda mani söyleme geleneği oldukça yaygındır. Güney Azerbaycan bayatılarından farklı olarak Kıbrıs manilerinde fazla cinaslı kafiye yoktur. Azerbaycan bayatılarında ise cinaslı kafiye önemli yer tutmaktadır. Manilerin konuları, yaşamla ilgilidir ve yaşamla başlayan, onunla devam edecek bu temelin başında sevgi ön plandadır. Manilerde vefasızlık, kıskançlık, kadere isyan, ölüm, evlenme ve başka sosyal konular da işlenmektedir.”


YDÜ’den Bilimsel Eser

Yakın Doğu Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Doğan Ibrahim’in “PIC Mikrodenetleyiciyi Kullanan SD Kart Projeleri” isimli yeni kitabı Amerika Birleşik Devletlerinde, akademik ve bilimsel kitaplar yayınlayan ünlü Newnes Yayınevi tarafından Mart ayı içerisinde İngilizce olarak basıldı.

Kitapta endüstride ve elektronik cihazlarda oldukça yaygın olarak kullanılan, PIC serisi mikrodenetleyiciler konusu ele alındı. “PIC Mikrodenetleyicisi” aynı zamanda Mühendislik Fakültelerinde “mikroişlemci” veya “mikrodenetleyici” derslerinde akademisyenler tarafından tercih edilen ve en çok öğretilen bir işlemcidir. Hobi olarak da öğrenciler ve teknik elemanlar tarafindan yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.

567 sayfadan oluşan kitabın ilk bölümlerinde PIC Mikrodenetleyicinin mimarisi, özellikleri ve programlanması ayrıntılı olarak açıklanmış, daha sonra çeşitli bellek kartlarının özelliklerine yer verilmiştir. Kitabın son bölümlerinde ise PIC Mikrodenetleyici ve SD kart bellek kartı kullanarak geliştirilmiş olan çeşitli proje tasarımları detaylı olarak ele alınmıştır. Projelerde SD bellek kartı üzerine PIC Mikrodenetleyicileri kullanılarak nasıl veri yazılıp okunacağı ve kart üzerinde dosya işlemlerinin nasıl yapılacağı verilen 18 örnekle çok detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Ayrıca kitapta kitapta bilimsel veri toplama teknikleri (Data logging) de verilen örnek projelerle okuyucuya sunulmuştur.

Kitap, içeriği ve verilen uygulama örnekleriyle hem endüstri çalışanlarına, hem hobi olarak uğraşanlara ve hem de meslek yüksekokulu ve üniversitelerin çeşitli bölümlerinde verilen “mikroişlemciler” veya “mikrodenetleyiciler” dersleri için kaynak kitap özelliğindedir. Bilindiği gibi Prof. Dr. Doğan Ibrahim’in geçmiş yıllarda dünyaca ünlü Butterworth-Heinemann ve John Wiley & Sons gibi yayınevleri tarafından çeşitli teknik kitapları basılmıştı.


Diyabet Hastalığı İrdelendi

Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından dün bilimsel etkinlikler çerçevesinde, YDÜ’de “Diyabet Önlenebilir Bir Hastalık mıdır?” konulu bir konferans düzenlendi. Beslenme ve Diyetetik Bölümünün, Tıbbî Beslenme ve Anabililm Dalı Başkanı Doç. Dr. Emel Özer tarafından verildi.

Doç. Dr. Emel Özer konferansında özetle şunları söyledi: “Bugün 170 milyon diyabettinin bulunduğu dünyamızda bu sayının 22 yıl içinde 2 kattan fazla artacağı bildirilmektedir. Bulaşıcı bir hastalık olmamasına karşın Diyabet, Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler tarafından birinci derecede mücadele edilmesi gereken bir hastalık olarak ilan edilmiştir. Diyabet, tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için de önemli bir sağlık sorunudur. Tip 2 diyabetle ilişkili risk faktörleri ve prediyabetin belirtileri konusunda toplumun bilgilendirilmesi Tip 2 diyabeti önleme bilinçinin oluşmasında son derce önemlidir. Ailede diyabet öyküsü (birinci derece akrabalarda diyabet olması), obezite, sedanter yaşam tarzı, insülin dirençi, hiperinsülinemi, prediyabet (bozulmuş glikoz toleransı) ve geçmişte gestasyonel diyabet öyküsünün varlığı tip 2 diyabet gelişimi için güçlü risk faktörleridir. Diyabet önlenebilir bir hastalıktır. Önlem için kilolu veya obez bireyler, mevcut ağırlığın % 5’i ve daha fazla oranda vücut ağırlığı ile tüketilen günlük enerjinin %10’undan azını doymuş yağlardan sağlayacak şekilde, doymuş yağ tüketimini azaltmalıdırlar. Buna karşın kilolu ve obez bireyler posa tüketimini arttırmalı (Tüketilen her 1000 kalori için 15g posa alınmalı) ve günlük yaşamlarına her gün en az 30 dakika fiziksel aktivite eklemelidirler.”


Yakın Doğu ve Boğaziçi Üniversitesinden Ortak Proje

Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) ile Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) arasında yapılan akademik işbirliği protokolü uyarınca, iki üniversite ortaklaşa olarak TÜBİTAK Projesi hazırladı. YDÜ Bilgisayar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Abiyev’in Uygulama Yapay Zeka Sistemleri araştırma labaratuvarında yaptığı araştırmaların sonuçları, birçok atıf indeksli dergilerde yayınlandı. Ayrıca Prof. Dr. Rahib Abiyev bu konudaki çalışmalarını uluslararası konferanslarda sundu.

Bu yıl Prof. Dr. Rahib Abiyev Boğaziçi Üniversitesi’nde bulunan UNESCO’nun Mekatroniks Araştırma Merkezinde, Boğazici Üniversitesi’nin tanınmış Profesörü Dr. Okyay Kaynak ile dinamik nesnelerin akıllı kontrolü konusunda TUBİTAK projesi hazırladı. Konu ile ilgili Prof. Dr. Rahib Abiyev üç haftaya yakın Mekatroniks Araştırma Merkezinde çalıştı. Bulanık mantık teorisi ve sınır ağları kullanmakla linear olmayan dinamik nesneler için kontrol sistemi kuruldu ve linear olmayan yükle calışan DC motorun kontrolü gerçekleşdirildi. Prof. Dr. Abiyev bu araştırmalar sonucunda Mekatroniks merkezinden birçok SCI makalesi hazırlandığını ve konu ile ilgili iki konferans verildiğini söyledi. Bu tür projelerin yürütülmesi üniversite hocaları arasında bilimsel işbirliğinin yapılmasına, bilgi alışverişinin sağlanmasına olanak sağlayacağını söyleyen Abiyev, gelecekte bu tür projelerin başarı ile gerçekleştirilmesi izolasyonlara rağmen YDÜ’nün dünyanın sayılı üniversiteler ile işbirliğini güçlendireceğini belirtti.


“Ameliyathanede Enfeksiyon Kontrolü” Konusu İrdelendi

Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Ümran Dal dün, Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin bilimsel etkilnikleri çerçevesinde gerçekleştirilen, “Ameliyathanede Enfeksiyon Kontrolü” konulu konferans verdi.

Yrd. Doç. Dr. Ümran Dal konferansında özetle şunları söyledi: “Tüm enfeksiyonların %38’ini oluşturan ameliyathane enfeksiyonları, cerrahi hastalarda en sıklıkla görülen enfeksiyon türü olup, nozokomiyal enfeksiyonlar arasında önemli bir konumdadır. Bugün enfeksiyon kontrolündeki yayınlar, cerrahi işlem sırasında hastaya örtülen cerrahi örtülerin, ameliyat odasındaki malzemelerin cerrahi enfeksiyonların önlenmesinde önemli olduğunu belirtmektedir. Bu enfeksiyonlar, büyük cerrahi girişim geçiren hastalar için özellikle ciddi risk oluşturur. Perioperatif hemşireler, cerrahi girişim geçiren hastalar için güvenli bir ortam oluşturmaktan sorumludurlar. Güvenli bir ortam sağlamanın temel kuralı sıkı aseptik tekniklerin uygulanmasıdır. İnfeksiyon kontrol hemşireleri, hastane ve ameliyathane enfeksiyonlarının kontrolünde en önemli rolü oynamaktadır. Aynı zamanda ameliyathane enfeksiyonlarının kontrolü için ameliyathane hemşirelerinin bu konuda zaman zaman eğitimlerinin yenilenmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir.”


Eğitim Yönetimi ve Planlaması Anabilim Dalı, İsveç’te Uluslararası Konferansa Katıldı

Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Eğitim Yönetimi ve Planlaması Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Fatoş Silman ve doktora öğrencisi Fezile Işık, geçtiğimiz günlerde İsveç’in Upsala kentinde düzenlenen 24. Karşılaştırmalı Avrupa Derneği Uluslararası Konferansı’na (CESE) katıldı. Dünyanın pek çok yerinden bilim insanlarının katıldığı konferansta, Silman ve Işık “Milli Eğitim Denetleme, Değerlendirme ve Yönlendirme Kurulu’nda (MEDDYK) Uygulanan Yönetim Süreçleri İle İlgili Bir Çalışma” isimli bir bildiri sundular.

Doç. Dr. Fatoş Silman ve Fezile Işık bildirilerinde Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bir birimi olan Milli Eğitim, Denetleme, Değerlendirme ve Yönlendirme Kurulu’nun etkili yönetilmesi için gerekli olan yönetim süreçleri (liderlik, motivasyon, iletişim, değişim ve karar verme) ve örgütsel yapı ile ilgili durumların bir analizini yaptılar. Silman ve Işık kurulda görev yapan kurul başkanı, baş denetmenler ve denetmenlerden oluşan yirmi altı katılımcıdan görüşme yöntemi ile elde edilen bulguları konferans katılımcıları ile paylaştı.

Araştırma sonuçları, kurulun merkeziyetçi yapısından dolayı, bazı işlerin yavaş yürüdüğünü, kurulda daha katılımcı ve demokratik bir yapının olması gerektiğini, iletişim ve karar verme süreçlerinin geliştirilmesi için liderlerin daha etkili toplantı kültürü oluşturmaları gerektiğini ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre karar verme süreçlerinde, bilgi paylaşımında ve iletişim alanında bazı aksaklıklar ortaya çıkmıştır. Sonuçta daha sistematik ve planlı bir karar verme mekanizmasının geliştirilmesi kurul tarafından benimsendi. Ayrıca, kurulda çalışanların görüşlerine göre yöneticilerin görev dağılımında adil oldukları ancak yine de vizyoner ve dönüşümcü liderlik davranışlarının geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.


YDÜ Otomobil Müzesi Büyük İlgi Görüyor

Ülkemizin ilk ve tek müzesi olan Otomobil Müzesi, müzeye katılan 1890’lı yıllarda ve 1990 yılının ilk çeyreğinde imal edilen klasik arabalarıyla halkımızın büyük ilgisini görüyor.

YDÜ’de akademik çalışmalar yanında sosyal ve kültürel etkinlikler de önemli bir yer tutmaktadır. YDÜ’de gerek halkımızın, gerekse evrensel bir bakış açısından ele alacak olursak tüm insanların ilgisini çekecek, müze çalışmalarına da önem verilmektedir. Bunun en güzel kanıtı, 2007 yılında kurulan YDÜ Otomobil Müzesi’dir. Müzede 60’ın üzerinde araç sergilenmektedir. Müzenin en eski aracı, 1899 model Crest Mobile’dır. Bu klasik araç dünyada tek olma özelliğine sahiptir. Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen, 1906 model Woseley marka 8 hp pistonlı araba, 1909 model Buick 26 hp 4 pistonlu klasik araba ile 1930 model 3800 cc motor gücündeki Ford A Kurtarıcı klasik arabalar ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken araçlar arasında bulunmaktadır. Bu klasik arabalar, dönüşümlü olarak 20 Temmuz’da açılışı yapılan YDÜ Hastanesi’nin ana giriş bölümünde de sergilenmektedir.

Üniversite yetkilileri YDÜ kampusu içerisinde yer alan müzenin, Pazartesi-Cumartesi günleri arasında klasik araba meraklılarının ziyaretine açık olduğunu belirttiler. Müzenin Pazartesi-Cuma günleri 08:00-17:00, Cumartesi günü ise 08:00-13:00 saatleri arasında halkımızın ziyaretine açık olduğunu belirten üniversite yetkililer, ülkemizin müzecilik alanında yeni bir atılım yaptıklarını vurgulayarak tüm klasik araba meraklılarının müzeyi ziyaret etmelerinin beklendiğini ifade ettiler.


Türkçenin Sorunları İrdelendi

Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) kültürel etkinlikleri çerçevesinde dün YDÜ öğretim görevlisi Türkolog Erdoğan Saracoğlu “Türkçenin Bugünkü Sorunları” konulu bir konferans verdi.

Saracoğlu konferansına, Türkçenin bugün üç önemli sorunu olduğunu vurgulayarak, bu sorunları, dil çalışmalarında ve dilbilgisi kitaplarında birliktelik olmaması, dildeki kirlilik (dilimizde kullanılan yabancı sözcüklerin çokluğu) ve halkımızın Türkçemize karşı olan duyarsızlığı olarak sıraladı. Türkçemizin bugün dünyanın en zengin dillerinden biri olduğunu vurgulayan Saracoğlu, ancak ne yazık ki hem aydınlarımızın hem de bugünkü neslin, Türkçemize sahip çıkmadığını belirtti. Bunun en güzel örneğinin de gerek ülkemizde, gerekse Türkiye’deki alışveriş merkezlerinde bulunan ve Türkçe olmayan magaza ya da lokanta adlarının olduğunu söyleyen Erdoğan Saracoğlu: “Bu durum gerçekten Türkçemiz açısından üzerinde durulması gereken önemli bir konudur” dedi.

Bir dilin zenginliğinin o dildeki sözcük sayısı ile ölçülmediğini belirten Erdoğan Saracoğlu özetle şunları söyledi: “Türkçemiz yeni sözcük türetme olanaklarıyla dünyanın en işlek ve en güzel dillerinden biridir. Yeter ki biz dilimize sahip çıkalım. Türkçe kavramsal açıdan da dünyanın en zengin dilleri arasındadır. Ancak bizdeki batı hayranlığı ve batı dillerine karşı olan aşırı tutkumuz nedeniyle her zaman güzel Türkçemizi hor görüyoruz. Örneğin Türkçedeki deyimleri de yanlış kullanıyoruz. İşe koyulmak yerine, iş başına koyulmak diyoruz. Kısaltmalarda da “H” harfini bazen “he” bazen de “ha”, “K” harfini bazen “ke” bazen de “ka” olarak kullanıyoruz. Özellikle dublaj Türkçesi’nde çeviri yaparken hep İngilizce kalıplar kullanıyoruz. Neden olmasın? (Why not?) gibi. Özellikle “iyi günler” yerine (bye bye) demeyi daha uygun görüyoruz. Son olarak şunu söylemek istiyorum. Türkçemizin sorunlarını çözmede her şeyi Türk Dil Kurumu’na bırakmamalıyız. Türk Dil Kurumu’nun çalışmalarına, gerek aydınlarımız, gerekse gençlerimiz katkı koymalı ve güzel Türkçemize sahip çıkmalıyız. Unutmayınız ki, bir ulus önce dilini, sonra da kimliğini kaybeder.”